
1.000'DEN FAZLA TÜRK ESİRİNİN UZUN VATAN YOLCULUĞU: HEIMEI MARU OLAYI
Birinci Dünya Savaşı'nın ardından yıllarca Rusya'da esaret altında kalan 1.000'den fazla Türk'ün Japon gemisi Heimei Maru ile başlayan vatan yolculuğu, 1921 yılında Yunan kuvvetlerinin müdahalesiyle uluslararası bir krize dönüştü. Japon Yarbay Yukichi Tsumura'nın da yer aldığı olay, bugün Türk-Japon ilişkilerinin dikkat çekici tarihî hadiselerinden biri olarak hatırlanıyor.
Bir sosyal medya paylaşımında yeniden gündeme gelen Heimei Maru hikâyesinin izini sürdüğümüzde, olayın yalnızca yıllardır anlatılan bir internet hikâyesinden ibaret olmadığı görülüyor.
Türk Tarih Kurumu'nun Belleten dergisinde yayımlanan ve arşiv belgelerine dayanan akademik çalışma, Heimei Maru'da 1.000'den fazla Türk esirinin bulunduğunu ortaya koyuyor. �
Belleten
Sibirya'dan İstanbul'a uzanan yolculuk
Birinci Dünya Savaşı yıllarında Ruslara esir düşen Türk askerleri uzun yıllar ailelerinden ve ülkelerinden uzakta kaldı.
Savaşın ve Rusya'daki siyasi gelişmelerin ardından esirlerin ülkelerine döndürülmesi için girişimler başladı.
Türk esirlerinin bir bölümü Japon bayrağı taşıyan Heimei Maru adlı gemiye bindirilerek Sibirya'dan İstanbul'a doğru yola çıkarıldı.
Ama İstanbul'a ulaşmalarına çok az kala yolculuk beklenmedik şekilde kesildi.
Yunan donanması Heimei Maru'yu durdurdu
Arşiv kayıtlarına göre Yunan Deniz Kuvvetleri 3 Nisan 1921'de Heimei Maru'ya müdahale etti.
Daha da dikkat çekici bir belge ise birkaç gün sonrasına ait.
İstanbul'daki Hilâl-i Ahmer Cemiyeti'nin Uluslararası Kızılhaç Komitesi'ne 11 Nisan 1921'de gönderdiği telgrafta, 1.004 Türk savaş esirini taşıyan Heimei Maru'nun Çanakkale Boğazı yakınlarında Yunan Deniz Kuvvetleri tarafından durdurulduğu bildiriliyordu. �
Belleten
Gemi daha sonra Midilli çevresine götürüldü ve mesele giderek uluslararası bir diplomatik krize dönüştü.
Japonya devreye girdi
Japon makamları Türk esirlerinin serbest bırakılması için Yunanistan nezdinde diplomatik girişimlerde bulundu.
Japonya, Türk esirlerinin taşınmasının insani amaçlarla üstlenildiğini ve Türk-Yunan savaşında taraf olunmadığını vurguladı.
Japon İmparatorluk Yüksek Komiserliği 20 Mayıs 1921'de Yunan Yüksek Komiserliği'ne verdiği notada da Türk esirlerinin serbest bırakılmasını talep etti. �
Belleten
Heimei Maru'daki Türklerin durumu artık yalnızca Türkiye, Japonya ve Yunanistan arasında değildi.
Milletler Cemiyeti, Uluslararası Kızılhaç Komitesi ve Osmanlı Hilâl-i Ahmer Cemiyeti de sürece dahil olmuştu.
Esirlerin tamamı hemen kurtarılamadı
Heimei Maru hikâyesinin sosyal medya paylaşımlarında çoğu zaman anlatılmayan bölümü ise bundan sonra başladı.
Yoğun diplomatik girişimler sonucunda, çoğunluğunu yaşlıların, kadınların ve çocukların oluşturduğu yaklaşık 400 kişilik grup İstanbul'a gönderildi.
Ancak geride kalan yaklaşık 600 kişinin vatan yolculuğu henüz bitmemişti.
Bu kişiler daha sonra İtalya'nın Asinara Adası'na nakledildi ve burada tutulmaya devam edildi. Türk Tarih Kurumu'nda yayımlanan araştırma, Asinara'daki koşulların da oldukça ağır olduğunu ortaya koyuyor. �
Belleten +1
Yedi yıla yaklaşan esaret
Bazı Türk esirleri yıllardır ailelerinden uzaktaydı.
Türkiye'nin içinde bulunduğu son derece ağır ekonomik ve siyasi koşullara rağmen esirlerin geri getirilmesi için diplomatik girişimler devam etti.
Milletler Cemiyeti ve Uluslararası Kızılhaç Komitesi'nin yanı sıra İstanbul ve Ankara hükûmetleri de sürecin farklı aşamalarında devreye girdi.
Nihayet uzun bekleyiş sona erdi.
Asinara'daki Türk esirleri Hilâl-i Ahmer'in gönderdiği Ümid Vapuru ile yola çıkarıldı ve Haziran 1922'de İstanbul'a döndüler. �
Belleten +1
Peki Yukichi Tsumura'nın meşhur sözü gerçekten söylendi mi?
Heimei Maru olayı günümüzde çoğunlukla Japon Yarbay Yukichi Tsumura üzerinden anlatılıyor.
Sosyal medyada Tsumura'ya:
“Canımı veririm ama Türk askerlerini size vermem.”
şeklinde bir söz atfediliyor.
Ancak burada önemli bir gazetecilik ayrımı yapmak gerekiyor.
Heimei Maru'nun durdurulması, Türk esirlerinin teslim edilmesi/serbest bırakılması konusunda yaşanan kriz, Japon tarafının girişimleri ve Tsumura'nın süreçteki rolü tarihî belgelerle desteklenirken, bu dramatik cümlenin tam olarak bu kelimelerle söylendiğini doğrulayan birincil tarihî belgeye ulaşılmış değil.
Bu nedenle Aydın Haberci olarak söz konusu ifadeyi kesinleşmiş tarihî bir alıntı şeklinde okuyucularımıza aktarmıyoruz.
Bir gemiden çok daha fazlası
Heimei Maru olayı yalnızca bir geminin yolculuğunun hikâyesi değildi.
Sibirya'dan başlayan yolculuk; Japonya, Yunanistan, Türkiye, İtalya, Milletler Cemiyeti ve Uluslararası Kızılhaç'ın dahil olduğu uzun bir diplomatik mücadeleye dönüştü.
Ve bütün bu diplomatik mücadelenin merkezinde tek bir amaç vardı:
Yıllardır vatanlarından uzakta yaşayan insanların evlerine dönebilmesi.
Bugün Heimei Maru'nun hikâyesi, savaşların cepheler sona erdikten sonra bile insanlar üzerinde ne kadar uzun süre etkili olabileceğini gösteren çarpıcı tarihî örneklerden biri olarak yaşamaya devam ediyor. �
Belleten
Aydın Haberci – Tarihten Bir Sayfa
Hızlı olmaktan önce doğru olmayı tercih ederiz.
