
Bazen küçücük bir tohum yalnızca ürün vermez.
Bir bölgenin geçmişini de geleceğe taşır.
Denizli'nin Beyağaç ilçesinde yaşayan 52 yaşındaki üretici Hatice Parıldayan'ın tarlasındaki hikâye de tam olarak böyle başladı.
Parıldayan, yalnızca 2 dönümlük arazide, yörede yıllardır korunan ata tohumlarından Pijamalı Beyağaç Karpuzu yetiştirdi.
Sezon sonunda tarladan çıkan ürün yaklaşık 10 tona ulaştı.
Beyağaç'ın geleneksel tarım ürünlerinden biri olan karpuzun en belirgin özelliği dış görünüşü.
Kabuğundaki belirgin uzun çizgiler nedeniyle yöre halkı tarafından “pijamalı karpuz” olarak adlandırılıyor.
Ancak ürünü değerli kılan yalnızca görüntüsü değil.
Üretimin ata tohumu kullanılarak ve yörede sürdürülen geleneksel yöntemlerle devam ettirilmesi, Pijamalı Beyağaç Karpuzu'nu aynı zamanda yerel tarım kültürünün yaşayan parçalarından biri haline getiriyor.
Hatice Parıldayan'ın 2026 sezonundaki üretim yolculuğu mayıs ayında fidelerin toprakla buluşturulmasıyla başladı.
Yaz boyunca ürünlerinin gelişimini takip eden Parıldayan, ilk karpuzlarını temmuz ayının sonlarında toplamaya başladı.
Yaklaşık iki ay süren hasat eylül ayında tamamlandı.
Sonuç:
2 dönüm arazi → yaklaşık 10 ton Pijamalı Beyağaç Karpuzu.
Hasat edilen ürünlerin büyük bölümü uzun bir ticaret zincirine girmeden Beyağaç ilçe merkezindeki pazarlarda tüketiciyle buluştu.
Bu durum hikâyenin başka bir önemli tarafını ortaya çıkarıyor.
Yerel üretici üretiyor.
Yerel ürün korunuyor.
Ürün yine bölgedeki tüketiciye ulaşıyor.
Böylece üretim yalnızca çiftçinin gelirine değil, ilçenin yerel ekonomik döngüsüne de katkı sağlıyor.
Hatice Parıldayan'ın özellikle üzerinde durduğu konu ise ata tohumunun korunması.
Parıldayan, yıllardır aktarılarak bugüne ulaşan bu tohumların gelecek yıllarda da yaşatılmasını istiyor.
Gelecek sezon da aynı arazide ata tohumundan karpuz yetiştirmeyi planlıyor.
Bu nedenle Beyağaç'taki hikâyeyi yalnızca “iki dönümden 10 ton karpuz çıktı” şeklinde okumamak gerekiyor.
Burada aynı zamanda bir yerel tohumun devamlılığı söz konusu.
Yerel tohumların korunması, tarımsal çeşitliliğin gelecek kuşaklara aktarılmasında önemli bir yere sahip.
Yıllar boyunca belirli bölgelerde yetiştirilen yerel çeşitler o bölgenin tarım kültürünün de bir parçasına dönüşüyor.
Beyağaç'ın Pijamalı Karpuzu bunun güzel örneklerinden biri.
Karpuzun çizgileri değişmeden kaldığı gibi, tohumu da üreticiden üreticiye aktarılmaya devam ediyor.
Bugün tarım konuşulduğunda çoğu zaman büyük araziler, makineler ve yüksek üretim rakamları gündeme geliyor.
Beyağaç'taki örnek ise başka bir şeyi gösteriyor.
İki dönüm arazi.
Bir ata tohumu.
Bir üreticinin emeği.
Yaklaşık 10 ton ürün.
Ve gelecek yıl yeniden toprağa bırakılacak tohumlar...
Hatice Parıldayan'ın tarlasında yetişen Pijamalı Beyağaç Karpuzu belki Türkiye'nin en büyük tarımsal üretimlerinden biri değil.
Ama yerel ürünlerin ve geleneksel tohumların yaşatılması açısından anlatılmaya değer güzel bir Ege hikâyesi.
Çünkü bazen tarımın geleceğini korumanın yolu, geçmişten kalan küçücük bir tohumu kaybetmemekten geçiyor.
Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA), 23 Eylül 2026; Denizli yerel basınında yayımlanan haberler.
Aydın Haberci
Hızlı olmaktan önce doğru olmayı tercih ederiz.
